13 Haziran 2014 Cuma

Sürgündeki Yıldız, Karl-Herbert SCHEER/ Clark DARLTON



Kumandan Perry Rhodan, yıldızlar-arası yolculuk teknolojisini yeni geliştirmiş Terra'nın düşmanları olan Frank-Passörlere karşı güç kazanması için yeni teknik ve silahlar peşindedir. Kadim bir ırk olan Arkonid imparatorluğundan ayrılan isyankar Frank-Passörler ticari tekellerinin bozulmaması için her şeyi yapmaya hazırlardır. Rhodan, bu güçlü düşmanlar karşısında Dünya'yı koruyabilmek için şakacı yarı tanrılarla imkansız yolculuklara çıkacak zamanın ve uzayın sınırlarında zorlu bir maceraya atılmak zorunda kalacaktır...



Temelsiz ve ucuz bir space opera olan bu roman ( hayran kitlesi beni linç etmekte özgür, buyrun.. ) da yazar "gençlik çeşmesi" motifini bilim kurgu arka planına uyarlamaya çalışmış. Kayıp gezegen Delos ve onun egzantrik lordu olan "Ölümsüz" kurguda önemli yer kaplamakta. Yeni silahlar bulmak için Delos'a yelken açan Rhodan ve mürettebatı bir yarı-tanrı olan "Ölümsüz'ün eşek şakalarına katlanmak zorundalar. Erotik öğelere fazla bel bağlayan kimi yerlerde şovenist ifadeler kullanan yazarın metninde çevrilmeden bırakılmış kelimeler açıkça görülüyor. Delos üzerinden doğaya tahakkümü iması yapan yazar, canı sıkılan tanrısı olan "Ölümsüz"le yapay insanlar yaratmış, böylece Descartesçi bir tahakkümün aşkıncılık akımıyla uyumsuz dansı çıkmış ortaya.



Zamansal paradokslara takılıp düşen kurgu, beden-ruh ikiliğini savunmuş ve rüyaların kelime anlamıyla gerçek olduğunu iddia ederken saçmalaması tepe yapmış. Akıl almaz çeviri hatarıyla delik deşik olan metinde kurgu boşlukları ve mantık hatalarına örnek vermek gerekirse... teleskopları veya radarları olmayan bir ırkın tüm gezegenlerini bir uzay gemisine dönüştürecek ( ki yıldız sisteminden çıktıklarında tarım veya yaşamı nasıl sürdürecekler o da merak konusu olabilir ) teknoloji seviyesine ulaşıp yıldızlar arası motorlar inşa etmesi yeterli olacaktır, örnek olarak...


Klasik Freudyen psikanalizi yücelten, kurgusunda geniş ve alakasız yer veren yazar transferans, vıcık vıcık bir Elektra kompleksi ve Skinner'ı dahi utandıracak seviyede davranışçılığın yüceltilmesini de içeren lezzetsiz bir fikir salatasıyla sayfa doldurmaya çabalamış. Catharsis'e feci yüklenen ve psikanalizden de turp yetiştirmek kadar anladığı belli olan yazar " makinelerin yükselişi" konseptini de metnine dahil etmiş. Zayıf bir korporatizm eleştirisi yapan yazar son derece zayıf olan romanını sonlandırdığında okura derin bir "oh" çektiriyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder